Bir liderliktir düştük peşine inşallah bizim için hayırlısı olur. İlk Yga’nın sitesinden doldurduğumuz formun kabulü sonrası bize Yga Zirvesinin yolları gözüktü. Ve bir yolculuk daha benim için başlamış oldu. Bizim sınıftan ben dahil 4 kişi Yga’nın ilk elemesini geçtik +1’de Yga’lımız olduğu için biz 5 kişiydik sadece bizim sınıftan. Bu arada 50.000 kişiden son 2.000’e kaldığımızı da belirteyim. Bizim üniversitemizden toplamda 26 kişi katılıyordu. Zirveye gitmeden önce hep birlikte buluşup otobüs biletlerini aldık filan derken, final günü Eskişehir yollarına düşüp oradan da İstanbul’a geçişimizi tamamladık. Yga’nın otobüsü Eskişehir’den kalktığı için az da olsa Eskişehir’de de vakit geçirmiş olduk gecenin 1’inde.
*Liderleri dinleyerek lider olunmaz; liderlik, sahada sorumluluk alarak gelişir.
Ardından İstanbul yollarına düştük ve sonunda Zirve salonunda yerlerimizi almaya başladık. Ve ilk konuşmacı sahnede yerini aldı. Bu arada konuşmacılardan ismi aklımda kalan bir Mehmet abi bir de Sinan abi var. Bu abilerimin isimlerini bu denli hatırlamamın sebebi enerjik bir yapıda sunumlarını sunmuş olmaları olabilir. Mesela hiç yalana gerek yok. Uzun bir yoldan sonra yorgunluk ve uykusuzluk baş gösterince ve ilk konuşmacı abim de biraz uzun ve şirketin gelişimini çok sade bir biçimde anlatınca beni bir uyku tutmuş. Uyumak istemezdim ama uyumuş olmam tüm semineri feda etmektense sadece ilk partını feda etmemi sağladı diyebilirim. Benim için karlı bir iş oldu.
*Bir fikri gerçek kılabilmek için önce onu hayal etmek gerekiyor.
Zirveden önce yola çıktığım arkadaşlarım gerçekten çok iyiydiler gerçekten. Açıkçası böyle kalabalık gitmeseydik bu kadar eğlenceli ve güzel bir gün olur muydu bilmiyorum. Birlik olmak, birlikte olmak, başarmayı birlikte başarmayı biz o gün başarmıştık sanırsam. Ne yaparak diyecek olursanız, bir ekip halinde hareket ederek diyebilirim. Yani onlarla seyahat etmek ve seminere birlikte katılmak, aralarda beraber dolaşmak, *wasup grubu kurmak, hep birlikte fotoğraflar çekinmek çok eğlenceliydi ve güzeldi.
*Hayallerinizi dikkatli seçin, çünkü gerçekleşebilirler.
Zirveden aklımda kalanlara gelirsek, enerjik adam Mehmet abi; söylediklerini hatırlamasam da (hatırlamıyorum diyorum ama tabi ki birşeyler aklımda var ama bunların hangi konuşmacının söylediğini kestiremiyorum. Genel bir yapı tabi ki oluştu aklımda.) enerjik hali ile beynime hal, hareket ve dikkat çekiciliği ile beynime işleyen konuşmacılardan biri oldu. Birde Steve Jobs’la ilgili olarak Liderlik bir şeyi başardıktan sonra elde edilmiyor, liderlik daha önemli bir makam demesi benim mantığım tarafından da onaylandığı için dikkatimi çekmesi için bir başka sebep oldu.
*Lider, liderliğe önce kendinden başlar.
Diğer bir kişi ise Sinan abi; ELİ, DELİ ve VELİ çok hoşuma gitmişti bu üçleme. Üçlemede eli sisteme uyan güvensiz kişiler, delinin sistemi yıkan kişiler ve son olarak veli kimseler bunlar ise sistemi kuran kişiler olduğunu söylemesi benim kafama yerleşen bazı cümlelerden biri oldu. Leonardo’nun bir filminden bir kesit paylaştı, bu kesit benim hoşuma gitmedi açıkçası çünkü hem benim için nedense güzel bir örnek teşkil etmiyordu. Ve orada hırs vardı. Hırsın zararlı bir şey olduğuna inanıyorum. Sizi insanlıktan dahi çıkartabilir. Tabi bunlar benim kişisel görüşlerim.
*Liderlik, çıktığınız yolculuk sırasında kazanılır.
Bir de benim salonda diğer dikkatimi çeken çok önemli bir örnek Picasso’nun çizdiği çok basit ve anlamsız bir resmin milyona satılması ama daha güzel binlerce resime bu kadar değer biçilmemesinin sebebinin daha öncesinde gerçekleştirilen başarılı işlerin ve o alanda bir numara olmasından kaynaklı olarak çizdiği bir noktanın bile çok kıymetli olabileceği ile ilgili duyduğum örnek beni etkilemişti. Bu örnek bana nedense Steve Job’u ve Apple’ı hatırlattı. Ne yaparlarsa yapsınlar çok iyi satabiliyorlar. Olay markalaşmada bitiyor. Marka tanıtımınızı yaparsanız insanlar sizin ürettiklerinizi de alabilirler.
*Peki ya siz hangi putu devireceksiniz?
Bir de Ümit abi vardı onunda hakkını yemeyelim şimdi. O cidden enteresandı. Genelde tüm konuşmacılar yaptıkları işlerden yola çıkarak bir şeyler anlattı. Ama Ümit abi olaya farklı bir açıdan yaklaşarak Kaos, Dil Sorunu ve TENİS olarak yaklaştı. Eğlenceli ve enteresan anılarını bizimle paylaşması işin ayrı bir güzel kısmıydı. Ve konuşmanın sonunda tenis toplarını bizi doğru atması işin dikkat çekici noktalarından biriydi. Bize doğru dedim ama bir tane bile bizim noktaya düşmedi.
*Bir fikri gerçek kılabilmek için önce onu hayal etmek gerekiyor.
Birde görme engelli Selim ve Kerim abilerim var. Yani yok böyle bir hayat hikayesi. Helal olsun cümlesini sonuna kadar hak ediyorlar diyebilirim. Yani onların yaptıklarını ve engellerini bilince insan yapmadıkalrından ve boş durmaktan utanıyor. Ve derslerden zayıf not almaktan. Yalan yok seminerin en güzel kısmını Selim ve Kerim abilerim yaptı.